» » Çocuklarla İletişim

Çocuklarla İletişim

3 383
Çocuklarla İletişim Sizi dinlemeyen, çok yaramazlık yapan, ders çalışmayan, öfkeli, saldırgan çocuğunuz mu var? Ne yaparsam yapayım istediğim gibi davranmıyor, bizi çok üzüyor, öğretmenleri de şikâyetçi diye mi düşünüyorsunuz? Ya da ben ne istersem onu yapmak zorunda, nasıl davranacağını ben bilirim. Asla bana karşı gelemez, her dediğimi yapmak zorunda mı diyorsunuz? Siz anne ve babalar ‘’Ne Ekerseniz Onu Biçeceğinizin’’ farkında olun.

Kendi korkularınızı onlara yüklemeyin. Özellikle anneler eşleri ile yaşadıkları sorunları direk çocukları ile paylaşıp, onlarında bu travmadan nasiplerini almalarını sağlıyorlar. Şu konuşmaları yaparlar. ‘ kızım baban beni sevmiyor ve beni başka bir kadınla aldattı ‘ Ona güvenmiştim, bütün güvenimi bitirdi, artık asla ona güvenmiyorum çünkü bizi aldattı ‘ ‘Bizi sevseydi böyle davranmazdı ‘ gibi.

Bu sözleri duyan kız çocuğu, bilinçaltında şu inancı taşır.’ Güvendiğin insanlar seni aldatır’. ‘Erkekler kadınları aldatabilir’.’ Erkeklere asla güven duyulmaz’.’ Hiç kimseyi sevme yoksa aldatılırsın’. ‘Babana bile güvenme’ gibi. Bu inançla büyüyen kız çocuğu ileride ikili ilişkilerinde veya evliliğinde sorunlar yaşamaya başlayacaktır. Erkek arkadaşına güvenmeyecek, ondan zarar göreceğine inandığı için sürekli huzursuz ve mutsuz olacaktır. Çünkü bilinçaltı çocukken yaşadığı olaylar ve duygularla, annesinin de telkinleri ile bir inanç kalıbı oluşturdu. Ve şimdi farkında olmadan bu inanca göre yaşamakta. Bilinçaltındaki ilişkilerine zarar veren bu inanç fark edilip değiştirilirse daha sonraki yaşantısında bu inançtan kaynaklanan sorunları yaşamayacaktır. Artık partnerine ve eşine güvenecektir. Ondan zarar göreceği inancı olmayacaktır. Güven duygusunu tam olarak tüm yaşamında hissederek yaşayacaktır. Evli ise bu korkular olmaksızın daha sağlıklı güven dolu muylu bir yaşamı olacaktır.

Bazen de anneler ‘Kaybetme Korkusu’ nu çok yoğun yaşadıkları zaman, çocuklarına bilerek veya bilmeyerek aşırı kontrolcü davranırlar. Hep kendilerinin istekleri olsun isterler. Çocuklarına hiç söz hakkı tanımazlar. Çocuklarına yarı açık, hatta bazen de kapalı cezaevi şartlarını yaşatırlar. Çocuklar o baskıdan sıkılırlar, fakat bunu bile annelerine ifade edemezler. Konuştukları zaman bile bu sefer kendilerini suçlarlar çünkü ya annelerini istediği yaşamı yaşamaya devam edecekler yada kendi özgüvenini ortaya koyup kendi istedikleri hayatı yaşamayı seçeceklerdir.

Bir çalışmam da 30’lu yaşlarında erkek danışanım annesiyle çalışmaya geldiğinde, anne ‘oğlumun hiç kız arkadaşı yok ayrıca çok asosyal bu duruma üzülüyorum’ yardım istiyorum dedi. Oğlu ile hemen çalışmaya başladım. ‘ne olursunuz beni annemden kurtarın’ diye ağlayarak konuşmaya başladı. Tüm duygu ve düşüncelerini tek tek anlattı. Kız arkadaşım olamaz çünkü annem beni kimse ile paylaşmak istemiyor. Arkadaş bulmama bile zaman bırakmıyor. Eve biraz geç kalsam kapıda beni bekliyor, hesap soruyor, bu yaşıma geldim hala hesap veriyorum. Telefonum hiç susmuyor, sürekli arayıp ne zaman geleceğimi soruyor, biraz geç kalsam kızıp küsüyor ve duygu sömürüleri yapıyor. Başımı alıp bu şehirden gitmek istiyorum, ama bu isteğimi dahi söyleyemiyorum, bu seferde kendimi suçlu hissediyorum. Ne olur asıl annemle çalışın dedi.’ Beni özgür ve rahat bıraksın, hayatıma müdahale etmesin. Beni çok sevdiği için ve kaybetmekten korktuğu için yapıyor biliyorum ama benimde kendime ait bir hayatım olmalı, bunu ona anlatın lütfen ‘ dedi. Tüm bunları anlattıktan sonra rahatladı bu konuyu çözmek için çalışmaya devam ettik.

Çocuklarımızı çok seviyoruz fakat onları korkularımıza, travmalarımıza, bencilliğimize kurban etmeyelim. Sevgisini bile koşullu olarak veren anne ve babalar görüyorum, çocuklarınızı Koşulsuz olarak SEVİN, onları özgüveni tam, kendilerini tam olarak ifade eden, yaşama pozitif bakan, kendi gücünü hissedebilen, kendini ve başkalarını seven bireyler olarak yetiştirin. Nasıl yapacağınızı ve nasıl davranacağınızı bilemiyorsanız mutlaka yardım alın. Onları dünyaya getirmiş olmanız, son nefesinize kadar kendi sınırlarınız içerisinde kalmalarını gerektirmiyor. Onlar da birer özgür ruh. Ruhlarını rahat bırakın. Hala göbek bağınız varsa onu kesin gitsin siz de, o da rahat ve huzurlu olun. Kendinizi de çocuklarınızı da suçlamayın. Bazen de her şeyi yapmış olmalarına rağmen sürekli kendilerini suçlayan anne babalar oluyor. Siz her şeyin en iyisini o zaman ki şartlarda o kadarını yapabildiniz. Her şeye rağmen kendinizi ve çocuklarınızı olduğu gibi kabul edin ve koşulsuz sevin. Onların en çok sevgiye, ilgiye ve dokunulmaya ihtiyaçları var. Sıkı sıkı sarılın ve konuşun, duygularınızı anlatın. Ama bunları gerçekten içinizden gelince yapın onlar sahte duygu ve davranışları hemen hissederler, onları tekrar yaralamayın. Gözlerinin içine bakın, aslında size neyi anlatmaktalar, bunu görmeye çalışın. Kendi sorunlarınızı onlarla paylaşmayın, yaşıtlarınızla ya da başka birileri ile paylaşın çünkü onları üzmek size bir şey kazandırmayacak. Çocuklarınızın bedenlerine, zihinlerine ve ruhlarına eziyet etmeyi bırakın. Ne Ekerseniz Onu Biçersiniz Unutmayın.
Yazar: Emel | 28-06-2013, 05:28
Okunma: 3 383
    

Yorumlar -
1

Aylin - 18 Temmuz 2013 11:25
  • Beğen
  • 0

Sizinle çalışma yapmadan önce çocuğuma iyi bir anne olduğumu sanıyordum,sürekli onu suçluyordum yaramazlık yaptığı için beni dinlemediği için.Fakat çalışma sırasında yaşadığım farkındalıklar beni kendime getirdi, aslında cocuğum sadece ilgilenmemi ve ona dokunmamı istiyordu, ben ise bunu anlayamamıştım.Şimdi onu anlamaya çalışıyorum, konuşuyorum, sarılıyorum, onunla daha sıcak zamanlar geçiriyorum,ders çalışmaya başladı, yaramazlık yapmıyor, beni dinliyor, bende onu dinliyorum, bana hiç birşeyini anlatmıyordu şimdi daha çok şey paylaşıyor.benim ne kadar değiştiğimi söylüyor, bende ona.Teşekkür ediyorum biz annelerinde yanlışları olabilir, profesyonel yardım bu noktada hayat kurtarıyor. 

Yorum Ekle
İsminiz: *
E-Posta Adresi: *
Resimdeki karakterleri giriniz: